Kadıköy Eğitim | 0532 282 3993 & 0505 521 9712
Eğitimin yükselen güneşi…
WP Remix

Osmanlı Tarihi

10
Şub

Bu yazı toplamda 145 kez okunmuştur.İlginize teşekkürler...

Musa Dağ İsyanı (1915), I. Dünya savaşı zamanında Osmanlı devletinin İskenderun Bölgesi Samandağ Bucağına bağlı yedi Ermeni köyü halkının Musa Dağı’nada toplanmış bu durumda yolların kontrol altına alındığı halde İskenderun kıyılarında bulunan bir Fransız harp gemisinin Ermeni milisleri ve diğer isyancıları gemiye aldıkları olaydır.

Geçmişi

Birinci Dünya Harbide İtilaf devletlerinin İskenderun Bölgesi kıyılarına bir çıkarma yapacağı sözleri üzerine Samandağ Bucağına bağlı yedi Ermeni köyü halkı Osmanlıya olan vergi, zorunlu askere yazılımı yapmamışlar.

Olaylar

Osmanlı hükümet kanunlara uymaları için bu bölgeye memurlar gönderilmiş. Bölge Ermenileri bunları dinlememiş ve silahla karşı koymuşlardır.  Bu olaylarsonrası yedi Ermeni köyü halkı Musa Dağı’nada toplanmış. Bölge komutanı Albay Galip, jandarma alayıyla Musa Dağından inen yollarını kontrol altına aldırmış. Albay Galip dağa çıkarak bir antlaşmaya varmaya calışmışdır. Dağda kimseyi bulamayan Albay Galip askerlerine çevreyi taramalarını istemiş ve Ermenilerin denize doğru uzanan bir yamaçtan Akdeniz indikleri anlaşılmıştır.Albay Galip burada 20-30 kadar hayvan ölüsüyle ama hiçbir Ermeniye rastlamamışdır. İskenderun kıyılarını gözetleyen bir Fransız harp gemisinin buradaki Ermeni taşıdıkları ortaya çıkmışdır.

Osmanlı devleti bu durumda müfettiş yollamış ve yapılan araştırmalarda hiçbir insan cesedine rastlanmadığı gibi; yaralı veya hasta bir kimse de bulunamamıştır.

KADIKÖY EĞİTİM DANIŞMANLIK SOSYAL PAYLAŞIM İMLERİ
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • Print
  • PDF
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • RSS
  • LinkedIn
  • Reddit
  • Yahoo! Bookmarks
Category : Osmanlı Tarihi | Blog
9
Kas

Bu yazı toplamda 230 kez okunmuştur.İlginize teşekkürler...

Osmanlı-Safevi savaşları

Osmanlı Devleti 1514 yılında Çaldıran Savaşı ile başlayan harpler dizisinde XVI. yüzyıl boyunca Safevi Devleti karşısında galip gelmiş ve önce Doğu Anadolu ve Kuzey Irak, sonra Irak-ı Arap (Bugünkü Irak), zaman zaman da Irak-ı Acem topraklarını ele geçirmiş, hatta 1578-90 Osmanlı-İran Savaşı ile Luristan ve Kafkas ülkelerini alarak Hazar Denizi’ne ulaşmıştı.

Ancak XVII. yüzyılın başından itibaren Safevi Devleti’nin gerçekleştirdiği ıslahatlar sonucu İran ordusunun ateş gücünü artması, öte yandan Osmanlı Devleti’nin Avusturya ile giriştiği savaşlar ve Celali İsyanları sonucunda yıpranması sonucunda Osmanlı Devleti’nin üstünlüğü Safevi Devleti lehine bozulmaya başladı. 1603-11 ve 1615-18 savaşlarından galip çıkan İran; Irak-ı Acem, Luristan ve Kafkasya topraklarını geri alırken, gözünü Irak topraklarına dikmişti. Bu fırsat da 1623 yılında ortaya çıktı

1623-1639 Osmanlı-Safevi Savaşı

Bağdat’ın yerli halkından yetişmiş olan Bağdat Muhafızı Bekir Subaşı 1623 yılında ayaklandı. Osmanlı hükümetinin kendisine karşı askeri harekata geçeceğini öğrenince, Safevi Şahı I. Abbas’e başvurarak, Bağdat Valiliğinin kendisine verilmesi koşuluyla bu devlete tâbi olacağını bildirdi ve yardım istedi. Bunun üzerine Bağdat’a müdahale eden İran ordusu şehrin önüne geldir ve fazla bir direnişle karşılaşmadan 11-12 Ocak 1624′te şehri aldı. 1624-25 yılında Osmanlıların karşı saldırısı başarısız olurken, Sadrazam Hüsrev Paşa’nın kenti geri almak için çıktığı 1630-31 tarihli seferi de sonuçsuz kaldı.

Osmanlı tahtındaki konumunu güçlendiren IV. Murat İran savaşlarının yönetimini ele aldı ve 1635 tarihinde çıktığı Revan Seferi ile Revan ve Tebriz’i fethetti. 1638 yılında ise 14 yıldır İranlıların elinde bulunan Bağdat’ı fethetmek üzere ordusunun başında sefere karar verdi.ben

Osmanlı ordusunun başarısı

8 Mayıs 1638 tarihinde Üsküdar’dan yola çıkan IV. Murat komutasındaki Osmanlı ordusu Konya-Adana-Halep-Urfa-Diyarbakır-Musul-Kerkük rotasını izleyerek 197 günde Bağdat önlerine ulaştı. 15-16 Kasım gecesi kale kuşatıldı.

Kalenin alınması için yapılan çarpışmalar şiddetli oldu ve yapılan bir genel hücumda Sadrazam Tayyar Paşa öldü (23 Aralık 1638). Kuşatmanın 40. gününde ağır kayıplara uğramış bulunan ve direnmeden ümidini kesen Safevi kale komutanı Bektaşhan vire ile teslim için elçi gönderdi. Bunun üzerine Bektaşhan davet edilerek teslim koşulları görüşüldü ve kendisi de affedildi. İran ordusundan isteyenlerin Bağdat’ta kalabileceği, istemeyenlerin yurtlarına dönebilecekleri kararlaştırıldı ve Osmanlı ordusu Bağdat’a girdi. Bir bölüm İran kuvvetleri Narin Kalesi’nde direnmeye çalıştılarsa da direniş kolayca kırıldı.

Muharebe sonrası

Şehirde derhal onarım işlerine başlanırken IV. Murat savaşta büyük kahramanlık gösteren Yeniçeri Ağası Hüseyin Bey’i Bağdat Beylerbeyi tayin etti. Bu sefer 1623-39 Osmanlı-İran Savaşı’nın son çatışması oldu ve 17 Mayıs 1639 tarihinde imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması ile savaşa son verildi.

KADIKÖY EĞİTİM DANIŞMANLIK SOSYAL PAYLAŞIM İMLERİ
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • Print
  • PDF
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • RSS
  • LinkedIn
  • Reddit
  • Yahoo! Bookmarks
Category : Osmanlı Tarihi | Blog
9
Kas

Bu yazı toplamda 71 kez okunmuştur.İlginize teşekkürler...

1715-1718 Osmanlı-Avusturya-Venedik Savaşı Osmanlı İmparatorluğu ‘nun Karlofça Antlaşması’yla kaybettiği toprakları geri almak amacıyla savaştığı ancak başarısızlıkla sonuçlanmış bir savaşlar dizisidir.Kanuni döneminde 0smanlı-Avusturya ilişkilerinin temelinde Maceristana hakim olma istegi yatıyordu.

Savaşı hazırlayan nedenler

Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları’nda uğranılan yenilgi ve bu savaşları takiben 1699′da imzalanan Karlofça Antlaşması sonucu Mora ve Macaristan’ın kaybedilmesi Osmanlı Devleti’ni çok sarsmıştı. Ancak 1711′de Çar Büyük Petro önderliğindeki Rusya’yla yapılan Prut Savaşı’nın kazanılması Osmanlı Devleti’ni bir ölçüde cesaretlendirdi. Venediklilere kaybedilen Mora Yarımadası’nda yaşayan Ortodoks halk Katolik baskısından memnun değildi ve tekrar Osmanlı yönetimine girmeyi istiyorlardı. Osmanlılar 8 Aralık 1714 tarihinde Venedikliler’e savaş açtılar. Sadrazam Silahdar Damat Ali Paşa Modon, Koron ve Navarin’i alarak Mora’yı geri kazandı (22 Ağustos 1715). Avusturyalılar Osmanlıların Venediklilere karşı gösterdikleri başarıdan memnun olmadılar. Mora’nın geri alınmasını Karlofça Antlaşması’nın bir ihlali olarak saydılar. Osmanlı Devleti’nden Mora’yı Venedik Cumhuriyeti’ne geri vermesini istediler. Osmanlılar bu isteği kabul etmeyerek Avusturya’ya savaş açtılar.

Petrovaradin Savaşı

Avusturya ordusunun kumandanı Savoy Prensi Eugen 9 Temmuz 1716′da 76.000 askerlik bir ordu topladı. Osmanlılar ise Belgrad’da Sadrazam Silahdar Damat Ali Paşa komutasında 150.000 askerlik bir orduyla topladılar. İki ordu 5 Ağustos 1716′da bugünkü Sırbistan’ın Novi Sad kenti yakınlarında bulunan Petrovaradin’de karşılaştılar. Osmanlılar büyük bir yenilgiye uğradılar. Silahdar Damat Ali Paşa savaşta öldü. 18 Ağustos 1717 tarihinde Belgrad da Avusturya’nın eline geçti.

Pasarofça Antlaşması

Ana madde: Pasarofça Antlaşması

Yeni görev başına geçen Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa barış yanlısıydı. 21 Temmuz 1718 tarihinde Osmanlı Devleti, Avusturya İmparatorluğu ve Venedik Cumhuriyeti’yle günümüzde Sırbistan sınırları içinde yer alan Pasarofça kasabasında bir barış antlaşması imzamaya razı oldular. Pasarofça Antlaşması’yla Osmanlılar Belgrad ve Temeşvar’ın Banat bölgesini Avusturya’ya vermek zorunda kaldılar ama Venedik’ten Mora ve Dalmaçya kıyılarını geri aldılar.

KADIKÖY EĞİTİM DANIŞMANLIK SOSYAL PAYLAŞIM İMLERİ
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • Print
  • PDF
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • RSS
  • LinkedIn
  • Reddit
  • Yahoo! Bookmarks
Category : Osmanlı Tarihi | Blog