Posted by (0) Comment
Bu yazı toplamda 575 kez okunmuştur.İlginize teşekkürler...
İnsan ve hayvan vücudunda glikojen, bitkilerin yapısında nişasta ve sellüloz olarak yer alan karbonhidratlar (CHO); karbon, hidrojen ve oksijen atomlarından meydana gelmiş organik bileşiklerdir.
Karbonhidratlar yapıları gereği üç grupta toplanır.
A-MONOSAKKARİTLER (Basit Şekerler)
1- Glikoz (üzüm şekeri)
2- Fruktoz (meyve şekeri)
3- Galaktoz (6 karbonlu monosakkarit)
B-DİSAKKARİTLER
1- Sakkaröz (çay şekeri)
2- Laktoz (süt şekeri)
3- Maltoz (malt şekeri)
C-POLİSAKKARİTLER
1- Nişasta (bitkilerdeki depo karbonhidrat)
2- Glikojen (kas ve karaciğerdeki depo karbonhidrat)
3- Sellüloz (posa)
GLİKOZ: İnsan vücudunda serbest halde kanda bulunur (100 mi. kanda 70 – 90 mg. civarında). Beyin dokusu ve alyuvarlar (eritrositler) enerji yakıtı olarak sadece glikozu kullanırlar. En çok üzüm ve üzümden yapılan yiyecek ve içeceklerde, bal da bulunur. Saf olarak eczanelerden de temin edilebilir.
FRUKTOZ: Meyve şekeridir. Pekmez, üzüm, incir, dut’da ve % 50 oranında bal da bulunmaktadır.
SAKKAROZ: Genelde şeker pancarı ve şeker kamışından elde edilir.
LAKTOZ: Süt şekeri ve hayvansal kaynaklı bir şekerdir. İnsanların sütünde de bulunur.
NİŞASTA: Bir çok glikoz molekülünün birleşmesinden meydana gelmiştir. Bitkilerin tanelerinde, tohumlarında ve yumrularında depo edilmiş halde bulunan bir karbonhidrattır. Bitkilerin enerji deposudur. Sindirimi ağız ve ince barsaklarda olmak üzere kademeli olduğu için daha uzun sürer. Barsaklarda glikoza çevrilerek kullanılır.
GLİKOJEN: İnsan ve hayvan vücudundaki karbonhidratın depolanmış şeklidir. Gerektiğinde hemen kullanılabilecek yedek enerjidir. İnsan vücudunda 350 g. civarında glikojen vardır. En fazla karaciğer ve kaslarda bulunmaktadır.Kurumaya ve mantarda da bulunduğu bilinmektedir. Çalışma sırasında glikojen ATP (adenozin trifosfat) üretmek için glikoza dönüşür. Karbonhidratların glikojen olarak depolanması sırasında 1 g glikojen 2.8 cc su tutmaktadır.
SELLÜLOZ: Bitkisel yapıda yer alırlar.Yiyeceklerin sindirilemiyen kısımlarıdır (posa). Günlük diyetimiz 10-15 gram kadar sellüloz içermektedir. Ağızdan alınan sellülozun % 43′ü dışkı ile atılmaktadır. Barsak hareketlerini artırarak, barsağın düzenli çalışmasını sağlarlar. Kabızlığın önlenmesinde ve mide ile barsaklarda dolgunluk hissi sağladığından zayıflama rejimlerinde önerilir. Çiğ ve kabuğu ile yenen meyve ve sebzeler ile kepekli tahıl ürünleri sellüloz yönünden zengin yiyeceklerdir.
KARBONHİDRAT GEREKSİNİMİ
Günlük enerji ihtiyacımızın % 50 – 60′ının karbonhidrat kaynaklı yiyeceklerden sağlanması normalde yeterlidir (300 – 350 g / günde). Yoğun antrenman gerektiren spor dallarında ve kas glikojen depolarında sürekli doygunluk sağlanması istendiğinde diyetteki karbonhidrat oranı % 65 -70′e kadar çıkartabilmektedir. Kadın ve erkek sporcularda 8 – 9 g / kg / gün karbonhidrat alımı yeterli olmaktadır.
BİLEŞİK KARBONHİDRATLAR VE BASİT ŞEKERLER
Sağlıklı beslenme ve sportif performans açısından karbonhidratın günlük tüketiminin % 85′i bileşik karbonhidrat içeren besinlerden (tahıl ürünleri, sebzeler ve kurubaklagiller bu gruba girmektedir), ancak % 15′i basit karbonhidrat içeren besinlerden (şeker ve şeker türevleri, şeker içeren içecekler, bal, reçel vb.) oluşmalıdır.
Bileşik karbonhidratların sindirimleri basit şekerlere göre daha uzun sürdüğünden (3 – 4 saat) kan şekeri üzerine olan etkileri daha yavaş olmakta ve uzun sürmektedir. Basit karbonhidratlar ince barsaklarda fazla bir değişikliğe uğramadan 15 dakika gibi kısa bir sürede doğrudan kana geçerler.
KARBONHİDRAT KAYNAKLARI
BİLEŞİK KARBONHİDRATLAR (Nişasta içerenler):
Tahıl Ürünleri: Ekmek, pasta, kek, pirinç, makarna, bulgur, irmik, şehriye, bisküvi, mısır, tarhana Bakliyat ve Baklagiller; Bezelye, mercimek, fasulye, barbunya, bakla, nohut
Köklü Sebzeler: Patates, Kuruyemişler: Tuzsuz yer fıstığı, fındık, kestane, badem Kuru Meyveler. Kuş üzümü, kuru üzüm, kuru kayısı, kuru erik Bazı Meyveler: Elma, armut, muz, portakal, üzüm
TERCİH EDİLME NEDENLERİ :
- Kan şekerini düşürrnezler.
- Kas glikojen depolarını basit şekerlere göre daha fazla artırırlar.
- Protein, vitamin ve mineral açısından daha zengindir.
- Yeterince posa içerirler.
- Bu yönleri ile daha ekonomiktirler.
BASİT ŞEKERLER:
Şeker ve Türevleri: Çay şekeri, bal, pekmez, reçel, marmelat, çukolata, karamela, akide şekeri
Şekerli içecekler: Kola, limonata, siyah kuş üzümü, meyve suyu
Şeker Katkılı Besinler: Tatlı bisküvi, tatlı kek, meyveli tart, dondurma, meyveli yoğurt, kastırt, sütlü puding, taze meyveler, süt tozu (yağsız)
TERCİH EDİLMEME NEDENLERİ :
- Kan şekerini düşürürler, buna bağlı olarak baş dönmesi, göz kararması, mide bulantısı, halsizlik gibi olumsuz etkilere yol acarlar.
- Kas glikojen depolarının boşalmasına neden olurlar.
- Rafine şekerler protein, vitamin ve mineral içermezler.
- B1 vitamininin (Thiamin) yetersizliğine neden olurlar.
- Ağız sağlığını bozarlar ve diş çürümesine neden olabilirler. :
- Sporcu performansını olumsuz etkilerler.
KARBONHİDRATLARIN SPORCU BESLENMESİNDEKİ YERİ
Aktivite sırasında karbonhidrattan gelen enerji kullanımı ile daha az oksijene gereksinim olduğundan, karbonhidratlar yağa ve proteine göre daha elverişli enerji kaynağıdır. Bir litre oksijen karbonhidratları yakarsa 5 kkal., yağları yakarsa 4.5 kkal. sağlar. Karbonhidratlar yağdan ortalama % 4-5 daha elverişli enerji kaynağıdır.
Yetersiz karbonhidrat alımı sırasında yağ ve protein vücutta enerji kaynağı olarak kullanılırsa metabolizmaları sonucu artık maddeler bırakacaklarından yorgunluğa, bulantıya neden olurlar.
Karbonhidratların önemli özelliklerinden birisi de, kas ve karaciğerde yedek enerji olarak kullanılmak üzere glikojen halinde depo edilmesidir. Kısa süreli fakat şiddetli efor gerektiren aktivitelerde ve egzersiz başlangıcında kas glikojeni temel enerji kaynağıdır. Kas glikojen deposunun doygunluğu, dayanıklılık gerektiren spor dallarında ve yüksek şiddetli egzersizlerde performansı etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Karbonhidrat tüketimi ile kas glikojen seviyesi arasında, egzersiz öncesi kas glikojen seviyesi ile de egzersizin süresi arasında doğru orantı bulunmaktadır. Vücut karbonhidrat depoları enerji tüketiminin %65 – 80 VO2 max’da (Organizmanın kullanabildiği maksimal oksijen kapasitesi) 60 – 90 dakika yeterli olabilmektedir. Sporcu diyetindeki karbonhidrat miktarının artırılması ile orantılı olarak egzersiz sırasında vücutta kullanılan karbonhidrat miktarıda artmaktadır. Artan karbonhidrat miktarına bağlı olarak çalışma zamanı uzamakta, uzun süre yorulmadan çalışmak mümkün olmaktadır. Yeterli ve uygun karbonhidrat alan sporcular, fiziksel aktivitelerini sürdürmede, yetersiz karbonhidratla beslenenlere oranla daha başarılı olmaktadırlar. Günlük karbonhidrat alımının yetersiz olması kan şekeri ve karaciğer glikojeninde azalmaya neden olacağından sporcuların performansını olumsuz etkilemektedir. Glikojen depolarını korumak için uygun bir diyetle birlikte müsabakadan en az bir gün önce yoğun antrenmana son verilmeli, sporcu dinlendirilmelidir.
Gereksinimden fazla tüketilen karbonhidrat ise kişide mide, barsak bozukluklarına, şişmanlığa, kalsiyum yetersizliğine, iştahsızlığa neden olabilmektedir.
EGZERSİZ ÖNCESİ KARBONHİDRAT ALIMI
Egzersiz öncesi karbonhidrat alımı 1 -5 g / kg şeklinde olmalı ve 1 -4 saat önce verilmelidir. 4 Saat önce verilen karbonhidratlı besinler katı olabilir ancak 1 saat önce verilenler mutlaka sıvı karbonhidrat olmalıdır. Egzersizden 1 saat önce 1-2 g / kg karbonhidrat alımı kan şekeri açısından önemlidir. Egzersiz öncesi alınan karbonhidrat aktif kas tarafından hemen kullanılabilmektedir. Bu egzersiz öncesi kas glikojen içeriğine bağlı değildir. Egzersizden yarım saat önce alınan konsantre glikoz solüsyonları ise insülin salınımını artırmakta, kanda artan insülin kandaki yağ asitleri düzeyini azaltmaktadır. Kasa daha az yağ asidi gittiğinden kas, kas glikojenini kullanmak zorunda kalmaktadır. Sonuçta uzun süreli egzersizlerde glikojen depoları enerji sağlamada yetersiz kalmakta ve performans bozulmaktadır.
V02 max’ın % 70 egzersiz yoğunluğunda, egzersizden 45 dakika önce alınan 75 g glikozun başlangıçta kan şekerini yükselttiği, 15 dakika sonra bu ani artışın % 15′ine kadar düştüğü belirtilmektedir.
Früktoz yüklenmesinin kan insülin seviyesinde meydana getirebileceği artış glikoz yüklenmesinden daha az olmaktadır. Aktivite sırasında ise früktoz karaciğer glikojenini glikoza göre daha iyi yeniliyebilmektedir. Bu durum karaciğer früktokinaz aktivitesinin glikokinaz aktivite-sinden daha yüksek olmasına bağlanmaktadır.
EGZERSİZDEN HEMEN ÖNCE VE EGZERSİZ SIRASINDA
KARBONHİDRAT ALIMI
Egzersizin hemen öncesinde alınacak glikoz kandaki yağ asiti konsantrasyonunu etkilememektedir. Bu, egzersizin kan insülin artış düzeyini önleyen hormonları uyarmasına bağlanmaktadır. Egzersiz sırasında uygun miktarlarda karbonhidrat – elektrolit verilmesi performansı olumlu yönde etkilemektedir. Egzersizin ilerleyen dönemlerinde dışardan alınan glikozun vücutta kullanımı artmaktadır. Egzersiz sırasında früktozdan çok glikoz kullanılmaktadır. Glikoz veya glikoz polimerlerinin kullanımında oksidasyon hızları arasında bir fark bulunmamaktadır. Müsabakanın hemen öncesinde ve müsabaka sırasında alınacak karbonhidratın % 5-8 oranında olması önerilmektedir. Bu oran vücut sıvı kaybına bağlı olarak, sıcak havalarda % 2.5-4′e indirilip, soğuk havalarda % 10′a kadar çıkarılabilmektedir.
EGZERSİZDEN SONRA KARBONHİDRAT ALIMI
Genellikle iki saatlik yoğun bir antrenman sonrasında kas glikojen depoları boşalmakta yorgunluk belirtileri ortaya çıkmaktadır. Yeniden doygunluk sağlanması için en az 24 – 48 saatlik bir süreye ihtiyaç vardır. Kaslardaki glikojen depolarının yenilenmesi saatte yaklaşık % 5 oranındadır. Egzersiz sonrası ilk 30 dk. içinde vücut ağırlığının her bir kilogramı başına 0.7 – 1.5 g karbonhidrat alınması önerilmektedir. İlk 2 saat içinde ise en az 50 g karbonhidrat alınmış olması ve takip eden her 2 saatte bir 50′şer g. karbonhidrat alınmaya devam edilmesi glikojen depolarının doygunluğu açısından önem kazanmaktadır. Egzersiz sonrası 1 – 24 saat içinde alınacak karbonhidratın 100 gramının sıvı karbonhidrattan oluşması uygundur. 20 saatten sonra verilen karbonhidratın basit veya bileşik olması arasında fark kalmamaktadır. Egzersizden 2 saat sonra 9-16 g / kg / gün karbonhidrat alımı halinde kas glikojeni 24 saatte restore edilmektedir. Egzersizden sonra meyve yada früktoz içeren içecekler sadece glikoz içeren yiyecek ve içeceklere göre karaciğerde glikojen sentezini daha fazla kolaylaştırmaktadır. Ancak egzersiz sonrası özellikle toparlanma devresinde kas glikojeni daha önceliklidir.
Posted by (0) Comment
Bu yazı toplamda 281 kez okunmuştur.İlginize teşekkürler...
• Canlıları, benzerlik ve akrabalık derecelerine göre gruplara ayırmaya sınıflandırma denir.
• 2 tiptir.a) Suni b) Doğal
1) Suni (Ampirik) Sınıflandırma
• Canlıların dış görünüşlerine ve yaşadığı ortama bakılarak yapılan sınıflandırmadır.
• Aristo tarafından yapılmıştır.
• Canlılar Bitkiler a) Otlar b) Çalılar c) Ağaçlar
Hayvanlar a) Havada b) Karada c) Suda
Yaşayanlar Yaşayanlar Yaşayanlar
• Dış görünüş dikkate alındığından nitel gözlemlere dayalı bir sınıflandırmadır.
• Suni sınıflandırmada analog organlar dikkate alınır.
• Analog organlar; yapıları farklı ama görevleri (yaptıkları işleri) aynı olan organlardır.Analog organları analoji inceler.
Örnek : Kuşun kanadı – Arı kanadı – Sinek kanadı
2) Doğal (Filogenetik) Sınıflandırma
• Canlıların organ yapılarının benzerliğine, dolayısıyla evrimsel akrabalıklarına bakılarak yapılan sınıflandırmadır.
• Doğal sınıflandırmada homolog organlar dikkate alınır.
• Homolog organlar; yapıları aynı ama görevleri farklı olan organlardır.Homolog organları homoloji inceler.
Örnek : İnsanın kolu – Kuşun kanadı – Balinanın yüzgeci
• Organları homolog olan canlılar akrabadırlar.Akraba canlıların proteinlerindeki amino asit dizilişleri, embriyonik gelişim evreleri, boşaltım artıkları da benzerdir.
• Nicel gözlemlere dayanır.
• Canlıların sınıflandırılmasında temel alınan bazı özellikler :
o Hücre tipi ve sayısı (Ökaryot – Prokaryot) (Hücresel organizasyon)
o Embriyo tabakalarının sayısı (Endoderm – Mezoderm – Ektoderm)
o Embriyonik örtülerin bulunuşu (Vitellus – Koryon – Amniyon – Allontois)
o Vücut boşluğu tipleri (Gastrovasküler – Sölom)
o Simetri şekilleri (Bileteral – Işınsal)
o Vücutta segmentlerin bulunuşu (Benzer parça)
o İskeletin bulunuşu (varsa kıkırdak veya kemik)
o Azotlu boşaltım maddelerinin benzerliği (NH3 – Üre – Ürik Asit)
o DNA’ daki baz dizilişi
o Sistemlerin varlığı (Sindirim, solunum, dolaşım vs.)
SINIFLANDIRMA BİRİMLERİ
• Sınıflandırmanın en küçük birimi türdür.
Alem
Regnum Hayvanlar
Şube Filum Omurgalılar
Sınıf Clasis Memeliler
Takım Ordo Etçiller
Aile Familya Kedigiller
Cins Genus Kedi
Tür Species Ev Kedisi
• İlk tür kavramını John Ray kullanmıştır.Ray’ e göre ortak ataları olan benzer bireyler topluluğuna tür denir.
• Bugünkü anlamda tür; ortak bir atadan gelen, yapı ve görev bakımından benzer organlara sahip, yalnızca kendi aralarında üreyebilen ve kısır olmayan döller meydana getiren canlıların oluşturduğu topluluktur.
• At ile eşek birbiriyle çiftleşebilmesine rağmen yavruları olan katırın kısır olmasından dolayı farklı tür olarak alınır.
• Ayrıca katır tür olmadığından dolayı sistematikte yeri yoktur.
• Kurt ile köpeğin çiftleşmesinden oluşan kurt köpeği üreyebildiği halde kurt ve köpek farklı türdendir.
• Bilimsel anlamda ilk sınıflandırmayı Carl Linne yapmıştır.
• Aynı türden olan canlıların; kromozom sayıları, yaşama ortamları, boşaltım ürünleri, embriyonik gelişimleri aynıdır.Protein yapıları ise bir başka canlıya göre birbirine daha çok benzer.
• Aynı türün bütün bireylerinin kromozom sayısı aynıdır..Ama kromozom sayısı ayı olan iki canlı aynı türden olmayabilir.
Örnek : İnsan=46 kromozom ; Moli balığı=46 kromozom
• Türler yaşadıkları ortamlara adapte olduklarından çeşitlilik gösterebilir.
Örnek : Irklar
• Bir canlının embriyonik gelişimi sırasında önce şube özellikleri, en son ise tür özellikleri ortaya çıkar.
• Türler iki kelimeyle, diğer birimler tek kelimeyle adlandırılırlar.
• Tür isminde ilk kelime cins ismi olup, ilk harfi büyük yazılır.İkinci isim ise o türün tamamlayıcısıdır.
Felis domesticus . Ev kedisi
Cins adı Tanımlayıcı ad
CANLILAR
PROKARYOTLAR ÖKARYOTLAR
Monera Alemi Protistalar Fungiler Bitkiler Hayvanlar
A) PROKARYOT CANLILAR (Monera Alemi)
• Tamamı tek hücreli, basit yapılı canlılardır.
• Çekirdekleri ve zarla çevrili organelleri yoktur. Protistlerden bu yönleriyle ayrılırlar.
• 1) Bakteriler 2) Mavi-Yeşil algler 3) Virüsler
1) Bakteriler
• Ribozom hariç organelleri yoktur.
• Bütün bakterilerde hücre zarı ve hücre çeperi bulunur. Çeperin yapısında karbonhidrat, protein ve yağ bulunur.Bazı bakterilerde ise çepere ek olarak polisakkaritlerden meydana gelmiş kapsül bulunur.
• Hücre zarından oluşan mesozomları vardır.Mesozom, solunum enzimlerinin kullanılarak enerjinin üretildiği yerdir.
• Fotosentez yapan bakterilerde hücre zarının sitoplazma içinde kıvrımlar yapmasıyla oluşan tilakoidler ve bunların içinde de klorofil bulunur.
• Kalıtım maddesi DNA’ dır ve halkasaldır.Proteinle kaplı değildir.
• Her yerde yaşayabilirler.En çok et suyu ve ağarlı besin ortamlarında çoğalırlar.
• Depo maddesi glikojendir.
• Şekillerine göre; küre, çubuk, virgül, spiral
• Gram boyasına göre; gram(+) , gram(-)
• Solunumlarına göre; Aeroblar, Anaeroblar, Fakültatifler
• Beslenmelerine göre;
a) Saprofitler : Organik maddeleri inorganik maddelere dönüştürürler.Sonuçta besin ve enerji elde edilir.Tabiattaki C, P ve N döngüsünde görevlidirler.Ensim sistemleri iyi gelişmiştir.
b) Parazitler : Sindirim enzimleri olmadığı için başka bir canlıya ihtiyaç duyarlar. Hastalık yapanlarına patojen bakteriler denir.
c) Fotosentetikler : Sitoplazmalarında serbest klorofil taşırlar.Hidrojen kaynağı olarak H2O, H2S ve H2 gibi maddeleri kullanırlar.Aerob, Anaerob ya da fakültatif olabilirler.
d) Kemosentetikler : Organik maddelerin sentezi için gerekli olan enerjiyi inorganik maddelerin oksidasyonundan (oksitlenmesinden) temin eder. Işık ve klorofil gerekli değildir.Nitrit, nitrat, demir ve kükürt bakterileri kemosentetiktirler. Kemosentez sonucu:
1) Bazı zararlı maddeler ortadan kaldırılır.
2) Bitkilerin alabileceği tuzlar oluşturulur.
3) Kimyasal enerji kazanılır.
4) Organik besin sentezlenir.
• Üremelerine göre ;
a) Bölünerek : Bütün bakterilerin esas üreme şeklidir.Amitoz şeklinde uygun bir ortamda 20 dakikada bir bölünürler.
b) Sporla : Bazı bakteriler ortam şartları bozulunca endospor oluştururlar.Endospor kalıtım materyallerinin çok az bir sitoplazmayla beraber, sert bir çeperle çevrilmiş halidir. Endosporlarda metabolik faaliyetler minimum seviyededir.
c) Konjugasyon : DNA yapısı farklı iki bakteri yan yana gelerek aralarında geçici bir zardan köprü oluştururlar.Bu köprü aracılığı ile DNA parçaları değiştirilir.
• Bakterilerin çoğu tüketicidir.
2) Mavi-Yeşil Algler
• Fotosentez yaparlar ama kloroplastları yoktur.
• Tatlı su birikintilerinde ve göllerde yaşarlar.
• Sitoplazmalarında yeşil renkli klorofil pigmenti ve mavi renkli fikosiyanin pigmenti bulunur.
• Yapışkan, jelatinimsi bir dış kılıf ile örtülüdür.
3) Virüsler
• Protein kılıf ve bir nükleik asitten meydana gelir.Bu yapıya nükleoprotein denir.
• Virüsün protein kılıfına kapsid, kılıfı oluşturan parçalara kapsomer, yönetici molekülüne ise genom denir.
• Sitoplazmaları yoktur.
• Enzim sistemleri olmadığından hücre içi mecburi parazittirler.
• Enzim sistemleri olmadığından antibiyotiklerden etkilenmezler.
• En küçük organizmalardır.
• Hücre dışında kristal yapıda bulunurlar.
• Özel dokularda çoğalırlar.Her virüsün çoğaldığı belli bir hücre çeşidi vardır. Bunun sebebi ise hücre zarındaki glikoproteinlerin virüslerle birleşebilme özelliği olmasındandır.
• Virüsler yüksek sıcaklık, ortam pH ı ve radyoaktif ışınlardan etkilenir ve ölürler.
• 3 tiptir.
a) Bitkisel Virüsler : Kalıtım materyali hepsinde RNA dır. Tütün, patates, marul, mozaik virüsleri örnek olarak verilebilir.
b) Hayvansal virüsler : Kalıtım materyali bazılarında DNA, bazılarında ise RNA dır.Grip, kızamık, kabakulak, suçiçeği, sarı humma, çocuk felci, uçuklar, siğiller ve aids örnek verilebilir.
c) Bakteriyofaj : Kalıtım maddesi DNA’ dır.
• Sarı humma virüsleri karaciğerde; kuduz virüsleri beyin ve omurilikte ; çiçek, kızamık ve siğil virüsleri deride çoğalırlar.
• Hücreler virüslere karşı interferon salgılar.İnterferon, hücrelerin virüslere karşı ürettikleri bağışıklık maddesidir.Bu nedenle kabakulak, kızamık gibi hastalıkları geçirenler kolay kolay bu hastalıklara yakalanmazlar.
• Retrovirüsler; RNA bulundururlar.Hücre içine girdiklerinde önce özel bir enzimle (Reverztranskriptoz) RNA’ yı çift zincirli DNA’ ya dönüştürür.Sonra ise hücre DNA’ sını ele geçirerek işini yaptırır ve hücrenin kanserli hücreye dönmesine sebep olur.
• Canlı bir hücreye giren virüs şu etkilerden birini gerçekleştirir.
o Hücre içinde çoğalarak hücrenin parçalanmasına sebep olmasına lizis denir.
o Hücrenin DNA sına yapışarak hücrenin şeklinin değişmesine sebep olmasına transformasyon denir.
o Hücrenin aşırı ve düzensiz bir şekilde çoğalmasına sebep olmasına reprodüksiyon denir.
• Virüsün canlılık özellikleri
o Yönetici molekül taşırlar.
o Çoğalırlar.
o Enzim bulundururlar.
o Özel protein yapıları vardır.
• Virüsün cansızlık özellikleri
o Kristalleşirler.
o Sitoplazmaları yoktur.
o Hücre zarı ve ribozomları yoktur.
o Metabolik reaksiyonları yapamazlar.
Posted by (0) Comment
Bu yazı toplamda 171 kez okunmuştur.İlginize teşekkürler...
• Bu moleküller ilk defa Friderich Miescher tarafından balık spermi ve akyuvar çekirdeğinde
tespit edilmiştir.En çok çekirdekte bulundukları için nükleik asitler(çekirdek asitleri) diye isimlendirilmiştir.
• Asidik özelliğe sahiptirler.Hücre yönetiminden sorumludurlar.
• DNA ve RNA olmak üzere 2 tiptir.Bunlar hücrenin en büyük dev moleküllerdir.
• Nükleotitlerden oluşmuştur.Onun için DNA ve RNA birer polinükleotidtir.
Azotlu Organik Baz Pürinler (Adenin,Guanin)
(Çift zincirlidirler.)
Pirimidinler (Timin,Urasil,Sitozin)
(Tek zincirlidirler.)
Nükleik asitler Nükleotit 5 C’ lu Şeker (pentoz) Deoksiriboz
Riboz
Fosfat Fosforik asit (H3PO4)
• Bütün nükleotitlerde aynı fosforik asit (H3PO4) bulunur.
• Nükleotitlerin farklı yapıda olmasının sebebi yapısındaki şeker ve organik baz moleküllerinin
farklı olmasındandır.
• Nükleotitler birbirlerine şeker-fosfat bağlarıyla bağlanırlar.
• Nükleotitler taşıdığı baza göre,nükleik asitler ise taşıdığı şekere göre isimlendirilir.
1) DEOKSİRİBONÜKLEİK ASİT (DNA)
• Çift zincirlidir ve sarmal yapıdadır.
• Deoksiriboz şekeri bulunur.
• Nükleotitleri A,T,G,S’dir.
• Adenin sayısı Timin sayısına,Guanin sayısı Sitozin sayısına eşittir.
• Adenin ile Timin arasında iki,Guanin ile Sitozin arasında ise üç tane zayıf hidrojen bağı vardır.
• Kendini tek taraflı olarak eşleyebilir.
• Genlerdeki değişmeye mutasyon denir.
• Mitekondri ,kloroplast ,çekirdek ,çekirdek yoksa sitoplazmada bulunabilir.Ancak kloroplast ve mitekondrideki DNA’lar kalıtım materyali sayılmazlar,bunlar eşlenirken çekirdek DNA’sına
bağımlıdırlar.
• DNA tabiatta kendini eşleyerek benzerini yapabilen tek moleküldür.
• DNA sentezi sırasında açığa çıkan su sayısı (n;nükleotit sayısı olmak üzere) 3n-2 tanedir.
A) DNA’NIN EŞLENMESİ (Replikasyon-Duplikasyon)
• DNA kendini yarı korunumlu olarak eşler.
• Bu olaylar hücre bölünmesinin interfaz safhasında meydana gelir.
• Replikasyonda görev alan enzim DNA polimeraz enzimidir.(Şekil-1)
• DNA’nın kendini bu şekilde yarı korunumlu olarak eşlemesine seminkonservatif eşlenme denir.
• Bir hücrede DNA’nın eşlenmeye başlaması hücrenin mutlaka bölüneceği anlamına gelir.
• Eğer DNA bir ucundan değil de orta kısımlarından açılırsa protein sentezi için şifre verecek
demektir.
• Sonuçta; oluşan DNA’lar aynı genetik bilgiyi taşır,hücre sayısı artar,canlılarda büyüme ve üreme olur, üremeyle karakterler yavrulara aktarılır.
• DNA’nın görevi canlılar arasındaki çeşitliliği sağlamak ,hücreyi yönetmek ,replikasyon ile
canlılarda büyüme ve kalıtsal karakterlerin aktarılmasını sağlamak,trankripsiyon ile de RNA
sentezini yapmaktır
2) RİBONÜKLEİKASİT(RNA)
• Tek zincirlidir.
• Riboz şekeri bulunur.
• Nükleotitleri A,U,G,S’dir.
• Kendini eşleyemez.DNA’dan sentezlenir.
• Mitekondri,kloroplast,çekirdek ve sitoplazmada bulunabilir.
• 3 çeşittir ve hepsi de protein sentezinde görevlidir.Hepsi de çekirdekte üretilir ve hepsi de tekrar tekrar kullanılabilir.
• Riboz şekeri bulunduran Adenin nükleotidi RNA’dan başka ATP,NAD,NADP ve FAD gibi moleküllerinde bulunur.
• Bazı virüslerde sadece RNA bulunduğu için bunlarda RNA kalıtsal görevi üstlenmiştir,yani kendini eşleyebilir.
• RNA’nın yapısında protein yoktur.
• RNA’ların DNA üzerinden sentezine transkripsiyon (yazılma) denir.
• Bu olay DNA’nın tek zincirinden olur.
• Bu olayda görevli enzim RNA polimeraz enzimidir.
• RNA’ya şifre veren DNA parçasına gen denir.(Şekil-2)
A) mRNA (Elçi RNA = Mesajcı RNA)
• DNA’dan aldığı bilgiyi ribozoma taşır.
• Ribozom birimlerini aktifleştirir ve protein sentezine kalıplık yapar.
• Her protein çeşidi için ayrı bir mRNA sentezlenir.
• Bir mRNA aynı proteinin sentezinde çok defa kullanılabilir.
• Yeterli protein sentezlendikten sonra mRNA yıkılır.
• mRNA düz bir zincir biçiminde olup hücredeki RNA’ların en az oranda bulunanıdır.
• mRNA’ daki üçlü nükleotit grubuna kodon denir.
• Her kodon bir tRNA ve bir aminoasiti belirler.
• 4.4.4=64 çeşit kodon vardır.Bunlardan biri başlama kodonu (AUG);üç tanesi de (UAG-UGA-UAA) bitiş kodonudur.Bitiş kodonlarının aminoasiti yoktur.
B) tRNA (Taşıyıcı RNA)
• Sitoplazmadaki aminoasitleri mRNA’ daki şifreye göre ribozoma götürür.
• tRNA’ daki üçlü nükleotit grubuna antikodon denir.Maksimum 64 çeşit antikodon olması
gerekirken 61 çeşit antikodon vardır.Bunun sebebi ise bitiş kodonlarının aminoasitlerinin
olmamasıdır.
• Düz zincirli değildir.Belli bölgelerinde çiftler oluşmuştur.
C) rRNA (Ribozomal RNA)
• Proteinlerle birlikte ribozomun yapısını oluşturur.
• Düz zincirlidir.
• Hücredeki RNA’ların çoğu rRNA’dır.
DNA RNA
1. Çekirdek,mitekondri ve kloroplastta bulunur. 1. Çekirdek ,çekirdekçik,mitekondri ve kloroplastta bulunur.
2. Deoksiriboz şekeri bulunur. 2. Riboz şekeri bulunur.
3. Nükleotitleri A,T,G,S’dir. 3. Nükleotitleri A,U,G,S’dir.
4. Kalıtımı sağlar.Protein sentezine emir verir. 4. Protein sentezinde görevi vardır.
5. Çift zincirlidir. 5. Tek zincirlidir.
6. Hidroliz enzimi DNAaz enzimidir. 6. Hidroliz enzimi RNAaz enzimidir.
7. Kendini eşleyebilir. 7. Kendini eşleyemez.
8. Sentezinde DNA polimeraz enzimi görevlidir. 8. Sentezinde RNA polimeraz enzimi görevlidir.
9. Yöneticidir.
PROTEİN SENTEZİ VE ENZİMLER
• Bütün canlı hücrelerde meydana gelen en önemli özümleme olayıdır.
• Aminoasitlerin ribozomlarda birleştirilerek protein yapılmasıdır.
• Bir a.a da aminoasit ve radikal grup bulunur.
• 20 çeşit a.a vardır.Aminoasitlerde çeşitliliği radikal grub belirler.
• Aminoasitler birbirlerine peptit bağlarıyla bağlanırlar.
• İki a.asitin birleşmesine dipeptit denir.
• aa + aa + aa + aa + aa + ……….. + aa PROTEİN + (n-1)H2O
PROTEİN SENTEZİ MEKANİZMASI
1) Çekirdekte,DNA’nın anlamlı zincirinden mRNA sentezlenir.Buna transkripsiyon denir.Bu işte RNA polimeraz enzimi görevlidir.
2) mRNA ribozomun küçük alt birimine bağlanır.Büyük alt birim ile küçük alt birim birleşir ve ribozomlar aktif hale geçerler.
3) mRNA’ daki kodonlar ribozom tarafından okunur.Buna translasyon denir.
4) mRNA’ daki kodonlara göre, ATP ve enzimlerle aktifleştirilmiş olan tRNA’ lar kendilerine ait a.a’leri ribozoma taşırlar.
5) Protein sentezine başlama sinyalini AUG kodonu verir.
6) Ribozoma gelen a.a’ler birbirlerine peptit bağlarıyla bağlanırlar.
7) Protein sentezini UAG,UGA ve UAA kodonları durdurur.Çünkü bu kodonlara karşılık gelen a.a yoktur.
• Bir mRNA üzerine birden fazla ribozomun bağlanması ve mRNA’ nın okunması olayına polizom denir.Eğer sentez hızlı yapılacaksa polizom yoluyla sentez yapılır.
• Polizomlar protein büyüklüğünü ve çeşitliliğini etkilemez.
• Proteinlerde çeşitliliği :
1) a.a sıra,sayı ve çeşidi 2) tRNA sıra,sayı ve çeşidi 3) mRNA sıra,sayı ve çeşidi
4) Gen sıra,sayı ve çeşidi 5) Nükleotit sıra,sayı ve çeşidi sağlar
• DNA(nükleotit) mRNA(kodon) tRNA(antikodon) a.a su peptit bağı
3N N N N (N-1) (N-1)
• Su ve peptit bağı çeşitlilik göstermez.Ancak sayısı çeşitlilik gösterir.
SANTRAL DOĞMA
Eşlenme Yazılma Okunma
HÜCRENİN YAPISI
DNA mRNA RİBOZOM PROTEİN ENZİM YAPISI
Replikasyon Transkripsiyon Translasyon HORMONLAR
ENZİMLER
• Biyolojik katalizörlerdir.
• Katalizörler ———-Reaksiyonları başlatmazlar.
———–Reaksiyonları hızlandırırlar.
———–Reaksiyonlardan etkilenmeden çıkarlar.
———–Aktivasyon enerjisini düşürürler.
• Aktivasyon enerjisi de reaksiyonların başlaması için gerekli olan enerjidir.
A+B C A+B+E C+E
——– —-
Substrat Ürün
• Yapı olarak iki kısımdan oluşur.
1)PROTEİN KISIM
• Proteindir.Büyük olan kısımdır.Apoenzim de denir
• Reaksiyon tipini belirler.
• Enzim sadece protein kısımdan oluşuyorsa buna basit enzim denir.
• Sıcaklıktan etkilenen kısımdır.
2)PROTEİN OLMAYAN KISIM
• Vitamin,mineral veya nükleik asit olabilir.
• Reaksiyonu gerçekleştirir.
• Vitamin ise koenzim,mineral ise kofaktör denir.
• Apoenzim + Koenzim(yada kofaktör) = Bileşik enzim(Holo enzim)
• Enzimler anahtar-kilit modeli ile çalışır.Yani her reaksiyonu gerçekleştiren bir enzim çeşidi,her enziminde gerçekleştirdiği bir reaksiyon vardır.
ENZİMLERİN ÖZELLİKLERİ
• Aktivasyon enerjisini düşürürler.
• Reaksiyonları hızlandırır.
• Protein yapıda olduklarından genlerin kontrolünde sentezlenir.
• Hem hücre içinde,hem de hücre dışında etkilidirler.
• Reaksiyonlardan etkilenmeden çıkar ve tekrar tekrar kullanılabilirler.
• Etkilerini maddelerin dış yüzeyinden başlatırlar.Substrat yüzeyi arttıkça enzimin etkinliği artar.
• Bir enzim yalnız bir çeşit reaksiyona katılabilir.
• Mutlaka hücrede yapılırlar.
• Ya bağ oluştururlar,yada bağ koparırlar.
• Çoğu enzim çift yönlü çalışır.
• Enzimler sıcaklık ve pH değişiminden etkilenirler.
ENZİM REAKSİYONLARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1) SICAKLIK:
• Sıcaklık arttıkça reaksiyon hızlanır.
• En iyi optimum sıcaklıkta çalışırlar.
• Sıcaklık daha da arttırılırsa reaksiyon yavaşlar ve durur.Çünkü proteinler bozulmuştur.
NOT:Sıcaklık değiştikçe bir şeyler değişiyorsa cevap ya enzimdir yada proteindir.
2) ENZİM MİKTARI
3) SUBSTRAT MİKTARI
4) pH
• Her enzimin en iyi çalıştığı bir pH değeri vardır.Bu değerden saptıkça reaksiyon
yavaşlar.
• Enzimler genelde nötr ortamda çalışırlar.
5) YÜZEY MİKTARI
• Yüzey miktarı arttıkça enzimin etkisi artacağından reaksiyon hızlanır.
6) İNHİBİTÖRLER
• Enzimin aktif bölgesini kapatarak reaksiyonları yavaşlatır ve durdurur.
• Zehirler,Pb,Cu,Sn,CO,CN,……….
7) AKTİVİTÖRLER
• Enzimlerin çalışmasını hızlandırırlar.Etkisi substratı reaksiyon ortamına getirmek yada ürünleri reaksiyon ortamından uzaklaştırarak görev yapar.
• Mg,Cl,Na,Fe…………..